İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Prof. Dr. Mehmet Şenoğlu

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi

+90 543 541 96 18 Randevu Al

Yüzükleriniz Dar Geliyor, Ayakkabı Numaranız Büyüyorsa Dikkat! Aynadaki Sinsi Değişim: Akromegali

Akromegali hastalarının yorumları

Uzun zamandır görüşmediğiniz bir arkadaşınızla karşılaştınız ve size ilk söylediği şey “Senin yüz hatlarına ne olmuş, biraz değiştin mi?” oldu. Belki de yıllardır taktığınız alyansınız artık parmağınızı sıkıyor, yetişkinlik çağında olmanıza rağmen ayakkabılarınız ayağınıza dar gelmeye başlıyor. Çoğumuz bu tür değişimleri "yaşlanıyorum", "kilo alıyorum" veya "vücudum su tuttu" diyerek geçiştiririz.

Oysa aynadaki bu sinsi değişimin, genişleyen çenenizin veya büyüyen ellerinizin altında beyninizin derinliklerinde gizlenen bir sağlık sorunu yatıyor olabilir: Akromegali.

Halk arasında genellikle "büyüme hastalığı" olarak bilinen akromegali, yıllar içinde milimetre milimetre ilerleyen, hastanın kendisi ve yakın çevresi tarafından çok zor fark edilen ama tedavi edilmediğinde vücudu içten içe yoran ciddi bir hastalıktır. Peki, ellerimizdeki ve yüzümüzdeki bu değişimin beynimizle ne ilgisi var?

Vücudun Orkestra Şefi: Hipofiz Bezi

Burnumuzun kök kısmının hemen arkasında, beyin tabanında yer alan ve yaklaşık bir nohut tanesi büyüklüğünde olan bir bez bulunur: Hipofiz Bezi. Bu küçücük doku, tiroidden üremeye, stresten büyümeye kadar vücudumuzdaki tüm hormon dengesini yöneten ana merkez, yani vücudumuzun orkestra şefidir.

Akromegali, işte bu hipofiz bezinin büyüme hormonunu normalden çok daha fazla üretmesi sonucu ortaya çıkar. Bunun %99 oranındaki nedeni ise, hipofiz bezi üzerinde oluşan ve genellikle tamamen iyi huylu olan tümörlerdir (Hipofiz Adenomları).

Çocukluk çağında bu hormonun fazla salgılanması boyun aşırı uzamasına (devlik/jigantizm) yol açarken; yetişkinlikte büyüme plakları kapandığı için boy uzamaz. Bunun yerine kemikler enine kalınlaşmaya, eller, ayaklar, yüz kemikleri ve iç organlar büyümeye başlar.


Akromegali Vücudumuzda Hangi Sinyalleri Verir?

Hastalık o kadar yavaş ilerler ki, belirtilerin net bir şekilde ortaya çıkması ve doğru teşhisin konulması bazen 7 ila 10 yılı bulabilir. Ancak vücudumuz aslında bize pek çok ipucu verir:

  • El ve Ayaklarda Şekil Değişikliği: Ayakkabı numarasının artması, eldivenlerin dar gelmesi, ellerde hamur gibi bir kalınlaşma ve şişkinlik hissi.
  • Yüz Hatlarında Kabalaşma: Alın kemiğinin belirginleşmesi, alt çenenin öne doğru uzaması ve burun ile dudakların büyümesi.
  • Diş Sorunları: Çene kemiğinin genişlemesine bağlı olarak dişlerin arasının açılması ve alt-üst çene kapanışının bozulması.
  • Ses ve Cilt Değişimleri: Ses tellerinin kalınlaşmasıyla sesin boğuk ve derin çıkması; ciltte aşırı yağlanma, kalınlaşma ve şiddetli terleme atakları.
  • Uyku Apnesi: Solunum yollarındaki dokuların büyümesi nedeniyle gelişen şiddetli horlama ve uykuda nefes durması sorunları.

Sadece Dış Görünüşü Değil, İç Organları da Etkiliyor

Akromegali sadece estetik bir sorun veya kemik büyümesi değildir. Asıl tehlike, hastalığın vücudun iç sistemlerinde yarattığı tahribattır. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp kasının büyümesine (kalp yetmezliği riski), yüksek tansiyona, inatçı eklem ağrılarına ve insülin direncinin kırılamaması sonucu şiddetli diyabete (şeker hastalığına) neden olabilir.

Ayrıca beyin tabanında büyümeye devam eden hipofiz tümörü, hemen üstünden geçen görme sinirlerine baskı yapmaya başlar. Hastalar zamanla sağ ve sol kenarları göremediklerini, sanki "at gözlüğü takmış" gibi görüş alanlarının daraldığını fark ederler. Buna genellikle inatçı ve geçmeyen baş ağrıları eşlik eder.

Akromegali hastaları ne kadar yaşar

Teşhis ve Altın Standart Tedavi Yöntemi

Eğer bu belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyorsanız, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Kanda büyüme hormonu (GH) ve IGF-1 seviyelerinin ölçülmesi ilk adımdır. Hormon yüksekliği tespit edildiğinde çekilecek bir Beyin MR'ı ile tümörün konumu ve büyüklüğü net olarak haritalandırılır.

Akromegali, teşhisi gecikse de günümüzde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Tedavideki en etkili yöntem ve altın standart, tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirürji) uzmanları tarafından uygulanan Endoskopik Transsfenoidal Cerrahi yöntemi, hastalar için büyük bir konfor sunar.

Kafa Tası Açılmadan Beyin Ameliyatı

Bu modern mikrocerrahi yönteminde hastanın kafatasında herhangi bir kesi yapılmaz. Özel kameralar (endoskoplar) ve mikro aletler kullanılarak doğrudan burun deliklerinden girilir. Sinüs boşluklarından geçilerek beynin tabanındaki tümöre ulaşılır ve etraftaki sağlıklı beyin dokularına zarar verilmeden sadece tümör çıkarılır.

Dışarıdan görünen hiçbir ameliyat izi olmaması, hastanede kalış süresinin çok kısa olması ve hastanın günlük hayatına hızla dönebilmesi bu yöntemin en büyük avantajlarıdır.

Tümör çıkarıldığı anda büyüme hormonu seviyeleri hızla düşüşe geçer. Yumuşak dokulardaki şişlikler (ellerdeki ve yüzdeki ödemler) haftalar içinde gözle görülür şekilde iner, uyku apnesi ve baş ağrıları düzelir. Kemiklerdeki yapısal değişiklikler geriye dönmese de hastalığın ilerlemesi ve iç organlara verdiği zarar tamamen durdurulmuş olur.

Unutmayın: Bedeninizin size fısıldadığı sinyalleri dinleyin. Aynadaki yüzünüze eski fotoğraflarınızla karşılaştırarak yeniden bakın. Erken farkındalık ve alanında uzman bir cerrahi müdahale ile sağlıklı, konforlu bir yaşama adım atmak sizin elinizde.

Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Mehmet Şenoğlu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı, İzmir


Yorumlar